Son dönemde piyasaya çıkan cep telefonları kablosuz şarj özelliğine sahip. Sanki yeni bir teknoloji gibi tanıtılan bu özellik aslında hiç de yeni değil. Eskiden beri var olan bir teknoloji için yeni bir uygulama alanı yaratıldı diyebiliriz.
Kablosuz şarj sistemi, yukarıda da görüldüğü gibi biri büyük diğeri küçük olmak üzere iki bobinden oluşur. Çapı D olarak görülen büyük bobinin sargıları elektrik akımı ile enerjilendiği zaman, bobinin içinde ve çevresinde bir manyetik alan oluşur. Bu manyetik
alanın içine çapı D2 olan küçük bir bobin yerleştirildiği takdirde, küçük bobinin şebekeye
herhangi bir bağlantısı olmadığı halde sargılarında akım görülür. Küçük bobinin sargılarında oluşan akım bir cihazı anlık çalıştırmak için kullanılabileceği gibi bu sargılar bir pile bağlanırsa, doğal olarak pil şarj olur.
Bilindiği kadarıyla Nikola Tesla kablosuz şarj fikrini 1900lerin başında ortaya attı ve zamana göre hayli enteresan çalışmalar yaptı. 100 yıldır da teorik çalışmalar yapılıyor ve ürünler genelde prototip aşamasında kalıyor. Kablosuz şarj en yaygın kullanım alanını ise elektrikli diş fırçalarında buldu.
Bu sistemde hiç mi kablo yok? Elbette var. Charge station olarak adlandırılan, yukarıdaki telefonun ve diş fırçasının altında görünen tabla, şebekeye kablo ile bağlı olan yukarıda bahsettiğimiz büyük bobindir. Küçük bobin ise telefonun ve diş fırçasının içine yerleştirilmiştir. Şebekeye bağlı büyük bobin ile cihaz içindeki küçük bobin yaklaştırıldığında küçük bobinli cihaz şarj olur. Şarjın gerçekleşebilmesi için iki bobin arasında temas olması şart değil fakat 2cmden daha uzak bir mesafeden de şarj etmek mümkün değildir.
Diş fırçaları için oldukça başarılı bir uygulama olan kablosuz sarj şahsi fikrime göre cep telefonları için günümüzde çok faydalı bir uygulama değil. Faydalı bulmamamın sebeplerinden ilki, şarj sırasında telefonu tabladan alıp konuşmak gerektiğinde tablayla telefon arasındaki mesafeden dolayı şarjın yarım kalması. İkinci sebep ise şarj tablası klasik şarj aletlerine göre daha hacimli olduğu için taşıma açısından bir kolaylık sunmuyor olması.
Son günlerde çıkan haberlere bakılacak olursa cep telefonu ve şarj cihazı üreticileri bu olumsuzlukların farkındalar ve kablosuz şarjı cazip hale getirecek uygulamalar geliştiriyolar. Yukarıdaki resimde görüldüğü gibi kafe ve restoran masalarına monte edilecek olan sabit şarj tablaları ile nereye gidersek gidelim telefonumuzu kolaylıkla şarj etmek mümkün olacak. Hatta 3. resimde görüldüğü gibi içinde küçük bobinin bulunduğu ufak aparatları telefonumuza takarak, telefonumuz kablosuz şarjı desteklemese bile şarj edebileceğiz.
Google Glass, Google'ın 2012 başlarında tanıtımını yaptığı ama henüz piyasaya sürmediği, ses komutlarıyla çalışabilen gözlük şeklindeki bilgisayardır. Geçtiğimiz sene Time dergisi tarafından yılın icadı seçildiğini de belirtelim ki ne kadar popüler olduğunun altını çizmiş olalım.
Yukarıdaki fotoğraftan görüldüğü gibi gözlüğün yalnızca sağ göz önünde bir camı mevcut. Bu cam, ekran işlevi görüyor. Ekranın sağ üst köşesinde ise bir kamera yeralıyor. Google glassın ilk lansmanında da belirtildiği gibi bu kamera sayesinde başka bir insanın görüş açısından, yaşadıklarına eş zamanlı olarak tanık olmak mümkün.Glass'ın elektronik devreleri ve dahili pili, gözlüğün sağ sapında kompakt bir halde bulunuyor. Sağ sapın kulağa doğru olan alt kısmında ise bir mikrofon bulunuyor.
Sadece birkaç gram ağırlığındaki Google Glassın içinde Android işletim sistemi mevcut. İçinde cep telefonlarındaki kullanımına aşina olduğumuz Siri benzeri bir sesli komut tanıma yazılımı bulunuyor. Bu sayede Google Glass, kullanıcının sesli komutlarını algılayarak gerekli işlemleri yapıyor. Örneğin fotoğraf çek, video kaydet, görüntüyü/fotoğrafı paylaş, Türkiyenin nüfusu kaç?, Edirneye gitmek için sağdan mı yoksa soldan mı gitmeliyim gibi soru ve komutlara cevap verebiliyor. Ayrıca basit baş hareketleriyle de kontrol etmek mümkün. Bluetooth ile diğer elektronik cihazlara bağlanabilme, Wifi üzerinden internete bağlanabilme, GPS ile konum bildirebilme şimdilik bildiğimiz diğer özellikleri.
Google Glassın şu anda sadece deneme sürümleri mevcut ve seçilen şanslı kişiler tarafından 1500$ karşılığında alınabiliyor. Bu şanslı kişilerin bir kısmı geçtiğimiz günlerde twitterda #ifihadglass hashtagiyle tweet atan kullanıcılar arasından seçildi.
Aslına bakarsanız teknoloji olarak Google Glassın getireceği yeni birşey yok gibi görünüyor. Yukarıdaki özelliklerin hepsi cep telefonlarımızda zaten mevcut. Giyilebilir teknoloji açısından ise Google-Glass kadar reklamı yapılmayan fakat başka firmalar tarafından geliştirilen cihazlar mevcut. Örneğin, cep telefonuna bağlı olarak çalışan ekran özelliğinde gözlük , araç navigasyon sisteminin gözlük şeklindeki versiyonu, gözlük şeklindeki tv ve 3D film izlenebilen ekran vs...Bunları kısaca şu linkte görebilirsiniz.
Google'ın kurucularından Sergey Brin'in TED'de yaptığı konuşmayı aşağıdaki videodan izleyebilirsiniz. Konuşma çok ilham verici olmasa da, öncesindeki tanıtım videosu Google Glass ve benzeri giyilebilir teknolojilerin hayatımızı ne yönde değiştireceğini gösteriyor.
3 sene önce eşimle Çanakkaleden başlayıp Kuşadasında biten bir seyahate çıkmış, rotamızdaki tarihi yerleri gezmiştik. Truvadan sonraki ilk durağımız Bergama'daki Pergamon kalıntıları olmuştu. Muazzam bir tepeye inşa edilmiş olan antik şehrin bulunduğu yere teleferikle çıkmış, manzaradan bir hayli etkilenmiştik. Teleferikten iner inmez yabancı bir grubun rehberinin peşine takılıp anlattıklarını dinledik.
Çanakkaleden Aydına kadar gösterilen mekanlar, gezi rotamız
Rehber, Pergamonun
Helenistik dönemin en büyük kitaplıklarından birine sahip olduğunu anlatıyordu. Mısır Kralı, Bergama Kütüphanesi'nin meşhur
İskenderiye Kütüphanesini geçmemesi için Anadolu'ya papirüs ihracını
yasaklamış. Bunun üzerine Bergamada oğlak derileri işlenerek yazı yazılabilecek hale getirilmiş. "Pergamon derisi" olarak adlandırılan "Parşömen" Bergamada papirüsün yerini almış ve M.Ö. II. Yüzyıldan itibaren Bergama'dan bütün dünyaya
yayılmış. Zamanında Bergama Kütüphanesinde parşömene yazılmış 200 bin civarında
kitap varmış. İskenderiye Kütüphanesi’nin yazmaları
M.Ö. 47 yılında Sezar’ın İskenderiye’yi işgali sırasında yanarak yok
olmuş. Antonius Bergama Kütüphanesi yazmalarını
gemilerle Mısır’a taşıtarak, duruma çok üzülen Mısır Kraliçesi Kleopatraya armağan etmiş. Ancak Bergama
Kütüphanesi yazmaları da daha sonraki bir savaş ertesinde yanarak
tamamen yok olmuş.
Temsili İskenderiye Kütüphanesi
Bergama Zeus Sunağının yerinde ise bugün maalesef sadece temelleri var. İkinci Abdülhamit zamanında Osmanlı topraklarına tren yolu inşa etmeleri karşılığında, Almanlara inşa işleri sırasında buldukları tarihi eserlere sahip olma imkanı tanınmıştı. Yol çalışmaları sırasında Carl Humann tarafından bu ünlü sunak, ve civar evlerden toplanan sunağın eksik parçaları paketlenerek Berlin'e götürülmüş.
Pergamon Müzesindeki Zeus Altarı
Birkaç ay önce iş nedeniyle Berline gittiğimde sunağın yer aldığı Pergamon Müzesini gezme imkanım oldu. Sunağın görkemi karşısında dilim tutuldu diyebilirim. 2. Eumenes zamanında Galatlara karşı kazanılan zaferin anısına dikilen
anıt Zeus ve Athenaya adanmış. Kare biçimindeki anıt, beş
basamaklı bir podyum üzerinde ve iki katlı olarak yapılmış. Sunağın çevresi devasa 118 kabartmadan oluşuyor. Bu kabartmaların her birinde Olimpos tanrıları ile Devler arasındaki savaş canlandırılıyor. Gigant
da denilen devler aslan ya da boğa kafalı ve yılan kuyruklu canlılar olan gösterilmiş. Olimpos tanrılarından Zeus, Athena, Apollon ve daha niceleri Devleri alt ederken görülüyor.
Berlinden döndüğümde Zeus Sunağını en azından bilgisayar ekranından eşime göstermek için internette biraz araştırma yaptım. Bu sırada Googleın "Art Project" adlı bir çalışma başlattığını gördüm. Aşağıdaki linki tıklayarak Pergamon Müzesinin tamamını sanal olarak turlamak mümkün, görüntüler o kadar gerçekçi ki müzeyi gidip yerinde gezmiş kadar oluyorsunuz. Ayrıca aynı site üzerinden sanal tur yapılabilecek şimdilik 20 civarında müze var.
Yadegar Asisinin(Mimar ve panaroma sanatçısı) Pergamon şehrini insanları ve günlük hayatıyla canlandırdığı 360 derecelik panorama çalışmasını görmenizi tavsiye ederim. Bu çalışma geçtiğimiz sene 1 sene boyunca Pergamon Müzesinde sergilenmiş.
Yadegar Asisinin Pergamon Şehri Panaroma Çalışması
Şehrin ve Zeus Altarının modelini 3boyutlu olarak görüp şehrin yerleşimini anlayabilmek için aşağıdaki kısa videoyu izlemenizi de tavsiye ederim.
Pergamon Şehri ve Zeus Altarının 3 boyutlu modeli
Umarım Pergamon kalıntılarını hakkıyla muhafaza edebilecek ve şehrin, eserlerin tanıtımını en az Almanlar kadar iyi yapabilecek duruma gelir ve Zeus Altarını birgün ait olduğu topraklarda sergileyebiliriz.